NAZMİYE BAŞ - . .

Hep aynı teraneyi tekrarlayıp durmuşumdur:

- Herkes ile iyi olan, istisnasız herkes tarafından sevilen bir kişinin kişiliğinden şüphe edilmelidir...

Her genelleme gibi, uzaktan bakınca doğru gözüken bu söz [de] çöktü gitti.

Ezber bozuldu.

Ezberin yerini bir gerçek aldı:

- Hiç de öyle değil...

30 Mart günü [sabahın seher vaktinde] bu ezberi bozan kişi, sevgili Nazmiye ablamızdır.

O kendisini tanıyan [istisnasız] herkesin "abla"sıydı, dostuydu.

Yakın/ uzak fark etmiyordu.

Tevazu ve tevekkül içinde seviyordu; katıksız/ katkısız seviliyordu...

Ayrıca bu sevgi sessizdi, boyasız ve gösterişsizdi.

O şimdi Akbük mezarlığında, 81 yıllık yaşamının 59 yılını birlikte geçirdiği annesinin yanı başında, sadık yâri kara-toprağın altında yorgun bedenini dinlendiriyor.

Annesi İffet Ulusman`ın mezar taşında [da] şöyle yazıyor:

- O, artısıyla eksisiyle, acısıyla tatlısıyla tam bir Cumhuriyet Kadını idi...

Nazmiye ablamızın mezar taşında neler yazacak, şiddetle merak ediyorum.

Bence aşağıdaki dizeler en çok yakışını olur:

"Topraktan öğrenip

                     kitapsız bilendir,

Hoca Nasreddin gibi ağlayan

                     Bayburtlu Zihni gibi gülendir."

O, Cumhuriyet Kadınları Derneği üyesiydi; ama okuma-yazması bile şöyle/ böyleydi.

O, Akbük Kültür ve Çevre Derneği`nin üyesiydi; ama birçok dernek üyesi gibi AKÇED`in tüzüğünü okumaya fırsat bulamamıştı.

İlkokul aydınlığını bile tatmadığı halde, sırf/ pür/ salt/ ve katışıksız aydınlık düşünceliydi...

Bilincinde ve bilinçaltında hurafelere yer yoktu.

Rakıyı susuz içer, şaraba bayılırdı.

81 yaşında Akbük`de gitti toprağa.

81 yılının 59 yılını köyünün dışında yaşadı.

İffet Ulusman`ın can yoldaşı, Faruk Haksal`ın sevgili/ çok sevgili ablasıydı.

Bedeni, kambur diye nitelenen bir şekildeydi.

Kemik çatısı ciğerlerine baskı yaptı. Kalp yorgun düştü ve çaresiz kaldı yaşama karşı; çekti gitti.

Kemiklerindeki deformasyon, 2. Dünya Savaşı ortamında baş gösteren kıtlık sonucunda meydana gelmişti. Altı çocuğunu besleyemeyen tırnak içindeki "baba" sofradan bir tabak eksiltme düşüncesiyle onu köyün mezarlığına bıraktırmıştı.

Derken... Mezarlık kenarındaki yoldan geçen köy öğretmeni akşamın karanlığında mezarlıktan gelen bir ağlama sesine kulak verdi.

Aldı kendi evine getirdi O`nu...

Kasabada doktora danıştı. İlaçlar aldı, aşını bölüştü... Ama nafile!

Nazmiye`nin kemikleri birbirine kenetlenmiş, büyümüyordu.

Böylece Nazmiye kovulduğu "baba" evine dönmek zorunda kaldı. Tırnak içindeki "baba" bu kez O`nu mezarlık yerine İstanbul`a göndererek evinde uyguladığı tasarruf tedbirlerini sürdürdü.

Ve Nazmiye Baş, İstanbul`da bu satırları karalayan kişinin annesi olan İffet Ulusman`a sığındı.

Ve çok kısa bir zaman dilimi içinde sığındığı evin gerçek bir çocuğu oldu ve kısa bir süre sonra da kraliçeliğini ilan etti.

İşte 31 Mart günü Akbük`de mütevazı bir törenle toprağa verilen Kraliçe işte O dur...

Tebaasına saygı ile duyurulur.

 

@farukhaksal42

www.soruyusormak.com

Ad & Soyad
Eposta
Mesaj
İp: 54.226.172.30
Tarih: 12.12.2017
Akbük Web DesignCumhuriyet Mah. 1. Kordon No: 26 (Sahil Yolu Üzeri) Akbük - Didim - Aydın
www.akceder.com