GELECEĞİN ÇİZGİSİ… - Faruk Haksal

Meselenin özü, adil bir yaşam…

Hakça bölüşme, insanca yaşama.

Bu özlü amaç uğruna tarih boyunca insanlar öldü, koca koca devrimler yapıldı…

Adaleti kendi çıkarına kullanmak için her çareye başvuranlara, hakça bölüşme idealinin ortasına kılıcını saplayanlara karşı yiğitçe direnildi…

Küçük zamanlar içinde zafere ulaşıldı;  bazen de yenik düşüldü. Ama…

Hiçbir zaman bu mücadeleye bir son verilmedi; verilemez…

Çünkü, her insan daha iyisini ister.

İnsanca yaşamak ister… Adaleti özler; eşitliği hak ettiğini düşünür.

Tek tek her insan bunu isterse, demek ki, çoğul olarak tüm insanlar da bu amaca dönüktürler. Doğal olarak “ötekiler” dışında…

Ötekiler, insanları sömürerek kendi çıkarlarının peşinden koşturan sülüklerdir… Koyun onları öbür tarafa, meclisinizden kovun. Zaten tüm sorun da işte bu noktadadır.

 

Mücadele bir zamanlar Rusya’da zafere ulaştı.

Rusya devleti, “Sovyet”lerin birliğine dönüştü…

Halk iktidara geldi. Kendi-kendini yönetmenin özgün-Rus işi bir denemesi yapıldı.

Ancak bu özlü deneme tarihin laboratuarında birden çok duvara tosladı.

Peki niçin böyle oldu?

Toslanan bu duvarın harcı neydi; tuğlası neden yapılmıştı?

Çünkü devrim öncesi Rusya’sında demokrasi kültürü yoktu.

Hiç var olmamıştı.

Koskoca Rusya’yı Çar adı verilen tek-adam yönetiyordu.

Tek-adamın hüküm sürdüğü bir ülkede demokrasi yeşeremezdi; yeşermedi…

Rus toplumu demokratik özgürlüğün tadını tatmamıştı.

Sosyalizm Rus halkına hakça bölüşmeyi ve sosyal adaleti getirdi.

Ama insanca yaşamanın olmazsa olmaz unsurları olan demokrasi ve kişisel özgürlük ortalarda yoktu.

Çünkü Rus toplumunun gelişme trendinde henüz o iskeleye gelinmemişti; talep edilmemişti!

Sosyalizmin mutfağı olan Batı kapitalizmi içinde keskinleşen sınıflar arası çelişki ise, ekonomik sistem emperyalizm aşamasına evrilince ustaca yumuşatıldı.

Emperyalizm aşamasına geçen kapitalizm, sömürü oklarını üçüncü dünya ülkelerine doğru çevirdi ve her geçen gün daha da yükselen kazancından kendi işçi sınıfına pay verdi; onu sömürünün ortağı haline getirdi… Böylece sınıf çelişkisini (kendi ülkesi içinde) çözdü, refaha boğdu, eritti.

Peki, çözüm nedir? İnsanlığın kurtuluşunun yol haritasındaki ilk istasyon hangisidir?

Ulus Devletlerin bağımsızlıklarına kavuşması!..

Bağımsızlıklar, emperyalizmin sömürü kaynaklarını tüketecektir.

Kaynakları tükenen emperyalizm –artık- kendi işçi sınıfı ile sürdürdüğü sömürü-ortaklığını terk etmek zorunda kalacaktır.

Demokrasi kültürü içinde yaşamını sürdüren Batı işçi sınıfı, temel-sınıf-çelişkisini yeniden bağrında hissedecek, onu çözmek için yeniden mücadele meydanına avdet edecek ve hazmetmiş olduğu demokrasi kültürünü de gönlünde taşıyarak, kendi büyük devrimini gerçekleştirecektir.

Diyalektik yöntemin pusulası bu yönü göstermektedir. Tarihi-sosyal determinizm gidilecek bu yolu aydınlatmaktadır.

Çünkü insanlığın gelişme ideali bitmez/tükenmez/ertelenemez bir ışıktır; nihai olarak (Dünya ölçüsünde de, ülkemizde de) asla söndürülemez!

 

@farukhaksal42

farukhaksal@gmail.com

www.haksal.av.tr

Ad & Soyad
Eposta
Mesaj
İp: 3.208.22.127
Tarih: 22.5.2019
Akbük Mahallesi 1021 Cadde No: 26 (Sahil Yolu Üzeri) Didim - Aydın
www.akceder.com