KEŞKE... - Selçuk Atalay

Keşke içinde yaşadığımız toplum "ulemalardan" oluşsaydı da.. Hep felsefe düşünüp, edebiyat okusaydık.. Keşke hep iyi müzikler dinleyip, sağlam oyunları analiz etseydik.
Keşke biz zavallılar, kendimizce önümüze konan lego parçalarının sınırlarının ötesinde kaygılarla dertlenebilseydik. Sofralarımızda şiirler; kendi durumunu aşan, insanlık durumunu/tasavvurunu zorlayan düşünceler olsaydı.
Olmadı.
Zihnimiz aç kaldı. Okuduğumuz kitaplar gündelik hayatın diline tercüme edilemediği için... Yok olmuş bir dili konuşurken yalnızlaştık.
Tıp ve hukuk çok kadim serüvenler. Yaşadığımız hayatın güncel politik hattı, hukuk felsefesi yapmaya itiyor insanları. Hukuk üzerinde kavramsal tartışma yürütenler bizlere adalet ve hukuk kavramları üzerinden zihnimizi gıdıklayan örgütlü olduğumuz zamanı ve mekanı aşan cümleler kuruyorlar. Bu cümleler bizi hem kendi türümüze, hem de onun tarihsel/ toplumsal macerasına yakınlaştırıyor. İnsan türünün toplumsallığının içinden, onunla kavga ederek insanlaşıyor.
"Tababet ve şuabat sanatları`ndan bugüne "tıp" ve dolayısıyla "hekim" çok büyük değişiklik geçirdi. İnsanının bedenini ve ruhunu anlaşılır kılmak, beden ve ruhun yaşadığı patolojileri tarif etmek/tedavi etmek muradıyla -hukuk gibi çok doğal olarak- ortaya çıkan bu eski iş, insanı kendisine yaklaştıran bir eğilim içeriyordu. İnsanlar her zaman diğer canlıların bedeninden çekiniyorlardı. Ama en çok çekindikleri, hatta kimi zaman korkuya kapılarak çekindikleri kendi bedenleri ve ruhları ile bütünleşmelerine vesile olan bir bilgiydi tıp.
Oysa bugünün aşırı uzmanlaşmış, aşırı teknolojiye teslim olmuş tıbbı insanın bedenini ve ruhunu parçalıyor. Bugün hasta olduğumuz anda, hastalığın yerleştiği organ bizim olmaktan çıkartılıyor. Onu tıbba teslim ediyoruz. Tıp ona müdahale ediyor ve biz kendi bedenimize, kendi ruhumuza yabancılaşıyoruz.


Ad & Soyad
Eposta
Mesaj
İp: 18.232.53.231
Tarih: 25.8.2019
Akbük Mahallesi 1021 Cadde No: 26 (Sahil Yolu Üzeri) Didim - Aydın
www.akceder.com